“Çocuklara Uyku Öncesi Eğitici Masallar – Huzurlu Uykular”
Masalın Başlangıcı
Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların birinde sevimli bir köy varmış. Bu köyde Minik Ayşe adında bir kız çocuğu yaşarmış. Ayşe, her akşam annesi ona masal anlatmadan uyumak istemezmiş. Annesi de onun aklındaki soruları cevaplayarak, ona pek çok masal anlatırmış. Bir akşam, Ayşe, uyku öncesi annesine bir masal daha istemiş. Annesi, gülümseyerek, “İyi bir masal dinlemek istersen, önce güzel bir macera yaşamamız lazım!” demiş.
Macera
Ayşe’nin gözleri parlamış. Annesi, ona şöyle demiş: “Haydi, gözlerimizi kapatalım ve hayal dünyasına girelim.” Ayşe gözlerini kapatmış ve hayalinde bir ormanda yürümeye başlamış. Ağaçların yaprakları ışıltılı bir yeşil rengindeymiş. Kuşların güzel melodileri etrafta yükseliyormuş. Birden, ormanın derinliklerinden gelen bir çığlık duymuş. Merak eden Ayşe, sesin geldiği yöne doğru gitmiş. Ses, minik bir tavşana aitmiş. Tavşan, bir çalıya sıkışmış kalmış. Ayşe hemen tavşanın yanına koşmuş ve ona yardım etmeye karar vermiş.
“Merak etme, seni kurtaracağım!” demiş Ayşe, tavşana güven vermek istercesine. Hemen etrafındaki dalları ve yaprakları dikkatlice kesmeye başlamış. Bir müddet sonra, tavşan özgürlüğüne kavuşmuş. Tavşan, sevinçle zıplayarak Ayşe’ye teşekkür etmiş. “Sen çok cesursun!” demiş tavşan. “Benim çok önemli bir görevim var ve seni de görevinin bir parçası olarak yanımda görmek istiyorum!”
Ayşe biraz heyecanlı ama bir o kadar da meraklıymış. Tavşan, ona bir harita uzatmış. “Bu harita bizi Ormanın Kalbine götürecek. Orada, geceleri parlayan yıldızların kaynağını bulacağız!” demiş. Ayşe, haritayı dikkatlice incelemiş ve hemen yola koyulmuşlar. Ormanın derinliklerine ilerlerken, birden bir grup sevimli sincap ve renkli kuşlar ile karşılaşmışlar. Her biri Ayşe’ye selam vermiş ve yol göstermeye başlamışlar. “Ormanın Kalbi’ne ulaştığınızda, yıldızların ışığını göreceksiniz. Ama ulaşmanın en önemli kuralı, doğaya saygı gösterip ona zarar vermemektir!” demiş bir sincap.
Ayşe, tavşan ve yeni dostları birlikte yol alırken, ağaçların arasından ışıklar görünmeye başlamış. Ormanın Kalbi’ne en sonunda ulaşmışlar. Burada, gökyüzünün derin mavi rengi, ışıklar hüzme hüzme parlıyormuş. Yıldızlar, gökyüzünde dans ediyor, ağaçların tepelerine çiçek gibi düşüyormuş. Ayşe, bu manzarayı gördüğünde büyülenmiş. “Ne kadar güzel!” demiş. Yıldızlar, ona da ışıklarını göndermiş sanki. Ama bir şey beklenmedik bir şekilde olmuş; Ayşe, sevinçle zıplarken, bir yıldız yerden sekip üzerlerine doğru ışıklar saçarak parlamış. O an Ayşe, ormanın doğasına zarar vermeden ne kadar önemli bir şey yaptığını düşünmüş.
Bir süre burada kalmışlar, muhteşem manzarayı izleyip şarkılar söylemişler. Fakat, geri dönme vakti gelmiş. Ayşe, tavşana teşekkür etmiş. “Sayende doğanın güzelliklerini gördüm ve onu korumamız gerektiğini anladım!” demiş. Tavşan gülümsemiş: “Doğa, hepimizi sevgiyle sarar. Ama onu korumazsak, gelecekte karanlıkla dolabilir. Geceyi aydınlatan yıldızları hep korumalıyız!”
Masaldan Çıkarılacak Ders
Masalın sonunda Ayşe, annesine döndüğünde mutlulukla “Artık doğayı hep koruyacağım! Çünkü her şey onun sayesinde var ve ona saygı göstermeliyiz!” demiş. Annesi, “Çok güzel anladın, evlat. Doğa, bizim en kıymetli hazinemiz. Her akşam yatmadan önce doğayı ve yıldızları düşün.” demiş. Böylece, Ayşe, güzelliklerin sadece doğada olduğunu ve doğayı korumanın önemini öğrenmiş. O günden sonra, Ayşe her akşam yıldızları sayarken, ormanın sessizliğini dinlemeyi de unutmamış. Herkes, doğayı korumalı, ağaçları ve hayvanları sevgiyle kucaklamalıdır.
